Dikkat! Sadece yaşlılık hastalığı değil!

Romatizmayı hep yaşlıların hastalığı olarak biliriz ama durum hiç de öyle değil…

BEGÜM ÇELİKKOL
HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ
begumcelikkol@haberturk.com

http://twitter.com/#!/bcelikkol27

Hep yaşlıların hastalığı olarak biliriz onu. Anneanneler, dedeler, “Yağmur yağacak sanırım, eklemlerim ağrıyor” derler; biz de o yüzden onu yaşlılarla bağdaştırırız. Ancak bu hastalık sadece yaşlıların çektiği bir durum değil.

Geçtiğimiz 15 Ekim onların günüydü… Dünya Artrit Günü… Tam da gününde İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Soy’la karşılaştık. Karşılaşmıken, “Yağmurlu havalardan önce belirti vermeye başladığını sandığım” romatizmayı konuşalım dedik. Hastalığın çocuk yaşlı, kadın erkek demeden herkesi vurabileceğini öğrendim…

İşte romatizma ile ilgili merak ettiklerim ve Prof. Dr. Soy’un yanıtları

Romatizma nedir?
Romatoloji veya romatizma denince insanların aklına hemen eklem iltihabı gelir. Oysa romatizmaların bir kısmı sadece eklemleri değil eklemlerle birlikte deri, kas, kemik ve iç organları etkileyebilir

Romatizma kimlerde görülür?
Kadınlarda, erkeklerde, çocuklarda. Yaşlılarda da gençlerde de görülebilir.

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Romatizma yalnızca kadınların hastalığı mıdır?

Romatizmal hastalıkların çoğunun kadınlarda daha sık sık görüldüğü doğrudur. Ancak birçok romatizmal hastalık erkekleri de bir o kadar oranda etkileyebilmektedir. Sitemik Lupus Eritematozus (SLE), Antifosfolipid Sendromu, Sjögren Sendromu ön planda kadınlarda sık görülürken bazı vaskülit türleri erkleri daha fazla etkilemektedir. Ayrıca erkeklerde bazı hastalıklar daha ağır seyretmekte. Örneğin Behçet Hastalığı ve Ankilozan Spondilit grubu hastalıklar erkeklerde daha ağır seyreder.

Sadece soğukta mı çıkar?
Osteoartrit gibi bazı romatizmaların soğuk ve yağışlı havalarda hastayı daha fazla rahatsız ettikleri doğrudur. Muhtemelen dış ortamdaki basınç değişikliklerinin ekleme yansıması nedeni ile daha fazla yakınma olmaktadır. Öte yandan güneş bazı hastalıklara iyi gelse de, örneğin SLE gibi romatizmaları ise alevlendirebilir. Yani romatizmalar sadece soğukta ya da kışın ortaya çıkmaz, her mevsimde ortaya çıkabilir.

Romatizmanın türleri nelerdir?
OSTEOARTRİT (eklemlerde kireçlenme): En sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının yapısının bozulması ve zamanla kaybolması bu hastalığa yol açar. Kanda iltihap göstergelerinde artışa yol açmadığından halk arasında iltihaplı olmayan romatizma olarak bilinir. 40 yaşından önce görülmesi nadirdir. 70 yaş üstü bireylerin dörtte üçünde bu hastalığa ait bulgular görülür. En sık diz, kalça, el parmak eklemlerinde görülür. Hastalarda ağrı, hareket kısıtlılığı ve el-ayak parmaklarında şekil bozukluğuna yol açar. İdeal bir tedavisi yoktur. Zaman zaman ağrı kesici ilaçlardan yararlanılabilir. Ancak kilo alınmaması, düzenli egzersiz yapılması, süt ve süt ürünlerinin düzenli tüketilmesi bu hastalığın önlenmesinde son derece önemlidir.

ROMATOİD ARTRİT: Halk arasında iltihaplı romatizma olarak da bilinir. Erişkin insanlarda görülme sıklığı %1 dir. Hastalık eklemler dışında iç organları da etkileyebilir. Hastalık en sık her iki el bileği ve el eklemlerini eşzamanlı olarak etkiler. Hastalarda el bileği ve el parmaklarında ağrı, şişlik, sabah ellerini kullanamama (sabah tutukluğu), ellerde şekil bozukluğu görülür. Eller dışında ayak bilekleri, dirsek, omuz ve dizler de sıklıkla hastalıktan etkilenir. Hastalığın tanısında hastanın şikâyetleri dışında fizik muayene bulguları, kan testleri ve eklem grafilerinden yararlanılır.

Erken tanı son derece önemlidir. Çünkü erken tanı konup tedavi başlanırsa şekil bozukluğu ve fonksiyon kaybı gelişme riski azalır. Tedavide öncelikli seçeneğimiz haftada bir defa kullanılan metotreksat, kinin ve kortizon dahil bağışıklık sistemini baskılayan bir çok ilaç kullanılır. Ayrıca yeni geliştirilen TNF alfa blokeri gibi biyolojik ilaçlarla seçilmiş hasta grubunda hastalık daha kolay kontrol altına alınabilmektedir.

ANKİLOZAN SPONDİLİT: Genellikle omurgayı tutan ağrılı, ilerleyici bir kronik romatizmal hastalıktır. Hastanın belini büken ve onu öne doğru eğen bir hastalıktır. Esasen omurgayı etkilemekle beraber diğer eklemleri, kiriş ve tendon denilen kasların kemiklere yapıştığı bölüm olan yerleri de etkiler. Bazen göz, akciğer ve kalp de etkilenir. Hastalık genellikle 20 li yaşlarda başlar. Erkeklerde daha sık görülür. Hastalar genellikle sabah çok şiddetli bel ve/veya kalça ağrısıyla uyanırlar. Ağrının gün içinde hareketle azalması karakteristiktir. HLAB27 isimli bir genin pozitifliği tanıda yardımcıdır. Erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Tedavide ağrı kesici ilaçlar veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlardan yararlanılır. Yeni geliştirilen biyolojik ilaçlar, seçilmiş hastalarda mükemmel sonuçlar alınabilmektedir. Ankilozan spondilitli hastalarda egzersiz, özellikle yüzme sporu omurganın eğilmemesi için son derece önemlidir. Ankilozan spondilitli hastalar mümkün olduğunca hareket etmeli ve yüzmelidir.

BEHÇET HASTALIĞI: Ağızda ve cinsel bölgede ağrılı ülserler (yaralar; aftlar), göz iltihabı (Üveit) ve deri bulgularıyla seyreden bir hastalıktır. Hastalık sıklıkla sadece deriye sınırlı zannedilir. Ancak, özellikle genç erkeklerde bacaklarda ve akciğerlerde başta olmak üzere damar tutulumu ve beyin tutulumu yaparak hayatı tehdit edebilir. Hastalık her yaşta görülebilmekle birlikte en sık 20-30 lu yaşlarda ortaya çıkar. Tedavi edilmezse görme kayıpları, beyin ve damar tutulumları ile eklemlerde tutuluma yol açması nedeni ile önemlidir.

AİLESEL AKDENİZ ATEŞİ (FMF): Birkaç ayda bir tekrarlayan ve birkaç günde kendiliğinden sona eren karın ağrısı, ateş, göğüs arısı, eklem ağrısı ve şişmeleri ile karakterizdir. Hemen daima çocukluk ve genç yaşlarda ortaya çıkar. Genetik geçişli bir hastalıktır. Sıklıkla aile bireylerinin bir ya da bir kaçı daha aynı hastalıktan etkilenmiştir. Tanısı öncelikle klinik bulgulara göre konur. Yardımcı olarak MEFV gen analizi yapılabilmektedir. FMF tanısı konduktan sonra kişinin ömür boyu kolşisin (Colhicium) adlı ilacı kullanması gereklidir. Aksi takdirde böbreklerde bozukluk ve zamanla yetersizlik söz konusu olabilir.

KALPTE CİDDİ SORUNLAR YARATABİLİR
AKUT ROMATİZMAL ATEŞ (ARA): Özellikle çocuk ve gençlerde ortaya çıkan; A Grubu Beta Hemolitik Streptokakalar (Beta Mikrobu) ile üst sonlum yolu iinfeksiyonunu takiben gelişen, eklemler, kalp zarı ve kası, beyin gibi organlarda tutulum yapabilen bir hastalıktır. Eklem ve diğer organlardaki sorunlar genelde önemli bir hasar bırakmadan iyileşirken kalpte ciddi sorunlar yaratması nedeni ile ciddiye alınmalıdır. Bu hastalık eklemleri yalayan kalbi ısıran hastalık olarak bilinir. Kalpte daha sonraki yıllarda kendini gösteren romatizmal kapak hastalığına neden olur. Aort, mitral gibi kalp kapaklarında darlık ya da yetersizlik yapar. Bu hastalığı geçirenlerin aylık depo penisilin (Penadur gibi) yaptırmaları gereklidir. Hastalığın tanısında beta mikrobu ile infekiyon geçirdiğinin gösterilmesi önemlidir. Bu amaçla boğaz kültürü ve ASO denilen bir kan testinden yararlanılır. Ancak her boğaz enfeksiyonu geçirende ARA gelişmez ve her ASO yüksekliği ARA anlamına gelmez. O nedenle hastaların mutlaka diğer klinik belirtilerle birlikte değerlendirilip bu tanı konmalıdır.

SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS (SLE): Özellikle genç – orta yaşlı bayanlarda görülen bir hastalıktır. Yüzde güneşe maruz kalmakla artan kızarıklar, eklem ağrısı ve şişmesi, ateş kilo kaybı, akciğer-kalp zarında sıvı birikmesi, anemi, böbrek ve diğer organlarda tutulum yapabilen, tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır. Bir grubunda tekrarlayan düşükler ve tekrarlayan derin ven trombozu, beyin damarlarında tıkanmalara yol açabilir. Anti nükleer antikorların (F-ANA) pozitifliği tanıda oldukça yararlıdır.

DİĞERLERİ: Bunlar dışında daha çok sayıda ve türde romatizmal hastalıklar bulunmaktadır. Skleroderma (Ellerde soğukta morarma-kızarma, deride gerginlik, akciğerde tutulma); Dermatomiyozit (kaslarda zayıflama, güçsüzlük, deride kızarıklıklar, akciğer tutulumu); Erişkin Başlangıçlı stil Hastalığı (özellikle akşamları artan ateş, deri döküntüsü ve bazen ciddi organ tutulumları..); Vaskülitler (çok çeşitli ve türde olup damarlarda iltihaplanma ve bunun sonucunda organlarda fonksiyon bozukluğu ile karakterizedir. Wegener Granulomatozusu, temporal arterit, Poliarteritis Nodosa (PAN)) başlıca örnekleridir.

BEL AĞRISINA DİKKAT
Peki nedir belirtileri?

Eklemlerde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı. Sabah eklemlerde sertlik olması. Özellikle sabahları daha belirgin bel ağrısı. El parmaklarında soğukta beyazlaşma, morarma
Cilt altında bezeler. Güneşte ciltte aşırı duyarlılık ve yaralar gelişmesi. Ellerde veya vücudun herhangi bir yerinde deride sertlik. Güçsüzlük, merdiven inip çıkamama, oturup kalkamama ve kaslarda ağrı. Ağızda yara çıkması, genital bölgede yara. Gözlerde sık sık iltihaplanma (Üveit). Tekrarlayan karın ağrıları… Ağız- göz kuruluğu. Açıklanamayan ateş
Açıklanamayan kilo kaybı. Açıklanamayan deri döküntüleri

Romatizmanın tedavisi yok mudur?
Eskiden romatizma hastalarının tedavisi kısıtlı idi. Gerek romatizmal hastalıklar uzmanı sayısının yetersizliği gerekse de tedavi imkânlarının kısıtlı olması nedeni ile birçok romatizmal hastalık yeterince tedavi edilemiyordu. Günümüzde birçok romatizmal hastalık için modern tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Özellikle romatoid artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklarık tedavisinde önemli başarılar sağlanmıştır.

KORUNMA YOLLARI
Romatizmadan nasıl korunuruz?

Romatizmaların önemli bir kısmının gerçek nedeni henüz tam bilinmemekle beraber bazı önemli bilgilere sahibiz. Mesela fazla kilo ile osteoartrit arasında ilişki vardır. Ayrıca diğer romatizma türlerinde de ekleme binen yükün azaltılması hastalığın kontrolünü kolaylaştıracağından ve verilecek kortizon gibi ilaçların yan etkilerinin azaltılması için kilo verilmesi önemli. Sigara ve tütün ürünleri romatoid artrit oluşumundan sorumlu tutulmuştur. Özellikle ailesinde romatoid artrit olanların sigara içmemesi gerekir. Ankilozan spondilit olgularında da sigara içilmesi daha ağır bir hastalık tablosuna yol açabilir.

Diş eti iltihaplarında romatoid artrit oluşumundan sorumlu olabileceğinden diş sorunlarının en kısa zamanda giderilmesi gereklidir. Düzenli egzersiz yapılması, eklem sağlığı için de zorunludur. Tempolu yürüyüş, yüzme gibi sporlar kemik, eklem ve kas sağlığı için faydalıdır. Genel sağlık kuralları dahilinde davranılarak besslenmek gerekir. Sık sık balık (Uskumru, somon, ton, sardalya, lüfer, morina, ringa) yemek, A vitamin, ve omega 3 türü maddeleri almanızı sağlar. Bunlar hem trigliseridleri düşürür hem de romatoid artriti baskılar. Alkol, gut oluşumuna ve kemik metabolizmasındaki bozukluklara yol açabilir. Genel olarak yeterince sebze, tahıl ve meyve tüketilmelidir. Yeterince güneş görmek ve kalsiyumdan zengin beslenmek kemik sağlığı için elzemdir. Günde 5- 6 fincandan fazla kahve, bir bardaktan fazla soda içmek kemik metabolizmasına zarar verebilir. Sonuç olarak bize emanet edilen sağlığımızı korumak için biraz gayret etmek gerekir. Kendimize uygun bir egzersiz programı uygulamak, bize zarar verebilecek sigara gibi alışkanlıklardan, gereksiz kalori alımından kaçınmak ve zamanınfa bir hekime başvurmakla pek çok sorunun daha kolay halledilebileceğine inanıyorum.

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/680400-dikkat-sadece-yaslilik-hastaligi-degil

Kalbinizin yaşı kaç?

Gelişmiş ülkelerde ölümlerin üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde ise yaklaşık yarısı bu hastalıklara bağlı olarak oluşuyor!

Kalp- Damar hastalıkları bütün dünyada ve ülkemizde ölümlerin başta gelen nedeni olarak görülüyor. Gelişmiş ülkelerde ölümlerin üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde ise yaklaşık yarısı bu hastalıklara bağlı olarak oluşuyor. Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene, kalp-damar hastalıkları içinde en fazla görülen ve ölüme yol açan hastalığın, halk arasında “damar sertliği” olarak bilenen “aterosklerotik koroner arter” olduğunu belirtiyor.

HANGİ YAŞLARDA?
Ülkemizde kalp-damar hastalıklarına en çok 60 yaş ve üzerinde rastlanıyor. Bu hastalıkların görülme sıklığı erkeklerde 50, kadınlarda ise 60 yaşından sonra ciddi şekilde artış gösteriyor. Erkeklerde, kalp-damar hastalığının gelişme riski, kadınlara göre yaklaşık 3-4 kat fazla iken, 65 yaş üzeri kadınlarda hastalık gelişme riskinin erkeklerdeki oranı yakalaması dikkat çekiyor.

MENOPOZLA ARTIYOR
Kalp-damar hastalıkları, kadınlarda genellikle menopoz sonrasında görülüyor ve hastalığın ortaya çıkması erkeklere göre 10 yıl gecikiyor. Gerek erkeklerde gerekse kadınlarda kalp-damar hastalıklarının meydana gelmesine yol açan pek çok neden bulunuyor. Genetik, çevresel veya davranışsal olabilen birçok risk faktörünün yanı sıra yaş, sigara kullanımı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol, obezite, genetik yapı ve hareketsiz yaşam da bu hastalıklara yol açan nedenler arasında sayılıyor. Türk kadınları Avrupalı kadınlara göre kalp sağlığı açısından daha fazla risk altında bulunuyor. Değiştirilebilir risk faktörleri, (yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları vb.) koroner kalp hastalığı ve serebrovasküler hastalıkların yüzde 80’inden sorumlu tutuluyor. Risk faktörlerinin yaklaşık yarısını sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve yüksek kolesterol oluşturuyor.

EN ÇOK KALP KRİZİ
Kalp-damar hastalıkları dendiğinde, kalp krizi gibi kalp damarlarını tıkayan hastalıklar, felce yol açan beyin damarlarını tıkayan hastalıklar, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, yürüme güçlüğü ve kangrene yol açabilen bacak damarlarını tıkayan hastalıklar, doğumsal kalp hastalıkları ve romatizmal kalp kapak hastalıkları anlaşılıyor. Bunlar içerisinde en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan hastalık ise kalp damarlarının tıkanmasına bağlı olarak gelişen ani kalp krizleri…

BU TESTİ YAPIN
Kalp hastalığı riski, her bireyde farklılıklar gösteriyor. Stresli yaşam biçimi, beslenme alışkanlıkları, zor çalışma koşulları kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu noktada Türk Kardiyoloji Derneği’nin “Kalp Yaşı” kampanyası insanları kalp yaşlarını hesaplamaya ve kalp yaşı konusunda bilinçlenmeye çağırıyor. www.kalpyasi.com sitesinde aktif hale gelen “Kalp Yaşı” testini tamamlayan herkes hem kalp yaşını öğreniyor hem de kalp sağlığı için neler yapmaları gerektiğine ilişkin öneriler alıyor. Türk Kardiyoloji Derneği 2020 yılına kadar 1 milyon kişinin kalp yaşını ölçmeyi, kalp yaşı yüksek olan kişilerin kalp yaşlarını ise ortalama 3 yaş düşürmeyi amaçlıyor.

CEYDA ERENOĞLU- GAZETE HABERTURK

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/680394-kalbinizin-yasi-kac

Kanser hastasına kablosuz internet kullanma uyarısı

Aman dikkât!

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, kablosuz internet kullanımının kanser hastaları üzerindeki etkisiyle ilgili bir araştırma yaptıklarını belirtti. Yaklaşık bir yıl önce başladıkları araştırma kapsamında farelerden aldıkları kan kanserli hücreleri 1, 2, 12 ve 24 saat süreyle radyasyona maruz bıraktıklarını anlatan Prof. Nazıroğlu, daha sonra her kategoriden birer örnek alıp, inceleme yaptıklarını kaydetti.

KANSER ÇOĞALIYOR
İncelemeler sonunda, kablosuz internetin yaydığı ışınlara maruz kalan kanserli hücrelerin daha da çoğaldığını tespit ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, “Kanser hastalarının evlerinde kablosuz internet bulunuyorsa, bundan bariz bir şekilde zarar göreceği, hücreler üzerinde yaptığımız çalışmayla bilimsel olarak kanıtlandı. Radyasyona maruz kalan kanserli hücrelerin ne kadar maruz kaldılarsa o kadar çoğaldığını gördük’’ dedi. Çalışma sonuçlarını Çin, Fas ve Edirne’de düzenlenen biyofizik kongrelerinde paylaştıklarını kaydeden Prof. Nazıroğlu, çalışmanın uluslararası alanda büyük ilgi gördüğünü anlattı. Kanserli hastaların kablosuz internet ortamından uzak durması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Nazıroğlu, kanser hastalarının tedavilerinin de bu süreçten olumsuz etkileneceğine dikkati çekti.

AA

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/691811-kanser-hastasina-kablosuz-internet-kullanma-uyarisi

Depresyon öldürüyor!

Depresyonlu erkeklerin ölme ihtimali 3,5 kat, kadınların da 14,5 kat fazla!

Depresyon, gençlerin kalbini yoruyor. 40 yaş altında depresyonlu erkeklerin kalp krizi sonucu ölme ihtimali 3,5 kat, kadınların ise 14,5 kat fazla.

Amerikalı bilim adamları, sonuçları Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmada, yaşları 17 ile 39 arasında değişen, kalp rahatsızlığı bulunmayan 7600 kişinin sağlık verilerini 15 yıl takip etti.

Deneklerin yüzde 7′sine depresyon teşhisi konuldu, yüzde 5,5′inin daha önce intihar girişiminde bulunduğu tespit edildi.

15 yıl içerisinde depresyon geçirenlerin kalp rahatsızlığı sonucu ölüm oranı, depresyon geçirmeyenlere göre 2,5 kat fazla çıktı. Bu oranın, daha önce intihar girişiminde bulunmuşlarda 3,2 kat olduğu görüldü.

Ölümcül kalp krizi riskinin ise depresyon geçirenlerde 4 kat fazla, intihar girişiminde bulunmuşlarda 7 kat fazla olduğu tespit edildi.

Araştırma, depresyon geçiren veya intihar girişiminde bulunan kadınların kalp krizi sonucu ölme ihtimalinin diğer kadınlara göre 14,5 kat, erkeklerde bu oranın 3,5 kat olduğunu gösterdi.

AA

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/692161-depresyon-olduruyor

Kim kan grubunu doğru biliyor?

Kan Transfüzyon Merkezi’nde yapılan araştırmada şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Kan Transfüzyon Merkezi’nde, ”Kan grubumuzu ne kadar doğru biliyoruz?” başlıklı bir araştırma yapıldı.

Sözlü bildirim ile yapılan araştırmada, bağışçılardan alınan kanlardaki kan grup sonuçları ile bağışçıların sözel olarak bildirdikleri veya resmi kimliklerinde yazılı olan kan grupları karşılaştırıldı.
Araştırma kapsamında bağışçılara ait bilgiler analiz edildi. Toplam 3 bin 164 bağışçının ibraz edilen kan grupları ve merkezde farklı çıkan test sonuçlarının genel toplam oranları ve yanlış bilinen kan grubu oranları değerlendirildi.

Buna göre, 3 bin 164 bağışçının 675′i (yüzde 21.34) kan grubunu sözel, 2 bin 489′u (yüzde 78.66) çeşitli kurumlara ait kimlikleri ile kan gruplarını beyan etti. Araştırmaya katılan bağışçılardan 78′inin (yüzde 2.46) kan grubunu yanlış bildiği saptandı.

Kan grubunu sözel olarak beyan edenlerin 37′si (yüzde 1.17) ve çeşitli kurumların kimliklerinde belirtilen kan gruplarının 41′inin (yüzde 1.29) yanlış olduğu saptandı.
Başhekim Prof. Dr. Necati Çanakçı, ”Sonuç olarak, yapılan çalışmaya göre kan gruplarının yüzde 2.46 oranında

Yanlış bildirilmesi, çok acil kan transfüzyonunun gerektirdiği durumlarda geri dönüşümü olmayan hatalara yol açabilir” uyarısında bulundu.

AA

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/702052-kim-kan-grubunu-dogru-biliyor

İş yeriniz astım yapabilir!

Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon kişiyi etkileyen astım son yıllarda meslekî etkenlere bağlı olarak artış gösteriyor. Fırıncılar, çiftçiler, sağlıkçılar ve güzellik salonu çalışanları risk altındaki mesleklerden bazıları

İş yerinde gelişen astım tanısının sıklıkla atlandığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab, “Meslekî astımın atlanmaması için işe girmeden önce astım semptomu olmayanlarda ve sigara içmeyenlerde yeni gelişen burun akıntısı, öksürük, hışıltı dikkate alınmalıdır. Semptomların işten uzaklaşınca düzelmesi ve işe dönünce kötüleşmesi teşhiste yardımcıdır. Tedavinin en önemli basamağını ise hastanın iş ortamından uzaklaştırılması oluşturur” dedi.

Meslekî astımdan korunmak adına özellikle yüksek riskli iş yerlerinin belirlenerek, buradaki çalışanların ayrıntılı sorgulanması ve incelenmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Hişam Alahdab, riskli iş kollarında çalışıp yeni riniti ortaya çıkan kişilerin özellikle yüksek riskli olarak belirtilmesi gerektiğini söyledi.

Erişkin döneminde ortaya çıkan astımın yüzde 9 ile 15’inin meslekî astım olduğunu belirten Dr. Hişam Alahdab, “Erişkin döneminde ortaya çıkan veya çocukluk astımının erişkin döneminde yinelediği tüm kişilerde meslekî maruziyet akla gelmelidir” diye konuştu.

Her yaştaki astım hastasına eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan ve sigara içmenin riski artırdığını belirten Dr. Alahdab, meslekî ajanlara maruz kalan meslek gruplarından birkaçını şöyle sıraladı: “Fırıncılar, çiftçiler, sağlık çalışanları, kanatlı yetiştiricileri, gemi yüklemede çalışanlar, ipek işletmeciliği, güzellik salonu çalışanları, kaplamacılar, plastik çalışanları.

Kaynak: http://www.haberturk.com/saglik/haber/692929-is-yeriniz-astim-yapabilir